Ana Sayfa › Blog › İngilizce Sosyal Medya İçeriği: Hangi İşletmeye Gerekir, Nasıl Yapılır?

Sosyal Medya · 13 Eylül 2026 · 12 dakika okuma

İngilizce Sosyal Medya İçeriği: Hangi İşletmeye Gerekir, Nasıl Yapılır?

Yabancı müşteriniz var ya da olsun istiyorsunuz, ama İngilizce paylaşıp paylaşmamaya karar veremiyorsunuz. Kararı neye göre vereceğinizi, tek hesap ile ayrı hesap arasındaki farkı ve iki dilde tutarlı içeriği nasıl kuracağınızı adım adım anlatıyorum.

Ece GüneşEce GüneşKurucu ve Kreatif Direktör

İngilizce Sosyal Medya İçeriği: Hangi İşletmeye Gerekir, Nasıl Yapılır?

İşletmenize yabancı müşteriler geliyor ya da gelsin istiyorsunuz. İngilizce paylaşmalı mısınız, Türkçe konuşan takipçileriniz ne düşünür, İngilizce gelen mesajlara kim cevap verir?

Bu yazıda kararı neye göre vereceğinizi, sonra açıklamadan reklama kadar uygulamayı anlatacağım. Kısa cevap: size para ödeyen ya da ödemesini istediğiniz kişiler İngilizce okuyorsa İngilizce içerik gerekir. Gerisi, o kişiye paylaşımdan satın almaya kadar her adımda aynı dilde eşlik etmek.

İngilizce içerik ne zaman gerekir, ne zaman gerekmez?

Kararı verdiren soru tek: size kim para ödüyor?

Takipçiler arasında yabancı isimler görmek yeterli sebep değil. Siparişlerde, rezervasyonlarda ve mesajlarda düzenli olarak yabancı müşteri görmek sebep.

Son üç ayı açıp şunlara bakın:

  • Gelen mesajlar, telefonlar ve e-postalar arasında İngilizce yazan ya da konuşan var mı?
  • Rezervasyon, sipariş ya da randevu kayıtlarında yabancı müşteriler tekrar tekrar görünüyor mu?
  • Yabancı müşteri ne kadar harcıyor, tekrar geliyor mu, başkasına öneriyor mu?

Büyük olasılıkla gerekir: müşterilerinizin belirgin bir kısmı yabancıysa, turistik bir bölgede ya da yabancıların yoğun yaşadığı bir semtte hizmet veriyorsanız, ya da işiniz doğrudan yabancılara yönelikse.

Büyük olasılıkla gerekmez: müşterilerinizin neredeyse tamamı Türkçe konuşuyorsa ve bunu değiştirmek gibi bir hedefiniz yoksa. “Daha prestijli görünür” diye İngilizce paylaşmak, asıl müşterinizin okumadığı bir metin üretmek demek.

Arada kalanlar: yabancı müşteri az ama değerli ya da sayısı artıyor. Bu durumda her içeriği iki dilli yapmak yerine yabancının mutlaka bakacağı yerleri İngilizce yapmak iyi bir başlangıç: biyografi, öne çıkanlar, fiyat ve rezervasyon bilgisi.

Yabancı müşteriniz henüz yoksa şunu baştan bilin: İngilizce içerik, sizi bulan yabancının anlamasını sağlar, sizi bulmasını sağlamaz. Bulunma tarafını Türkiye’deki yabancı müşterilere nasıl ulaşılacağını anlattığım rehberde ayrıca ele aldım.

Tek hesap mı, ayrı İngilizce hesap mı?

Çoğu yerel işletme için doğru başlangıç tek hesap. Ayrı hesap, İngilizce konuşan kitle gerçekten ayrı bir pazarsa anlamlı.

Tek hesap, iki dilli içerik. Takipçi ve etkileşim tek yerde birikiyor; yabancı müşteri de diğer müşterilerin yorumlarını görüyor. Üretim bir kez yapılıyor, mesajlar tek gelen kutusuna düşüyor. Eksi tarafı, açıklamaların uzaması ve görsel üzerindeki yazıya yer kalmaması.

Ayrı İngilizce hesap. Her hesap tek dilde ve kendi kitlesine uygun içerikle ilerliyor; farklı ürün, fiyat ya da kampanya anlatmak kolaylaşıyor. Eksi tarafı, işin iki katına çıkması: yeni hesap sıfırdan başlıyor, iki takvim ve iki gelen kutusu yönetmek gerekiyor. En büyük risk birkaç ay sonra bırakılması; son paylaşımı aylar önce yapılmış bir hesap, hiç açılmamış bir hesaptan kötü görünüyor.

Seçimi şu ölçülerle yapın:

  • Tek hesap: aynı ürünü iki kitleye de satıyorsanız, yabancı müşteri toplam müşterinin bir kısmıysa, içeriği tek kişi hazırlıyorsa.
  • Ayrı hesap: İngilizce konuşan kitleye farklı bir ürün, fiyat ya da hizmet sunuyorsanız, bu kitle çoğunlukla Türkiye dışındaysa ve iki hesabı da düzenli besleyecek üretim gücünüz varsa.

Arada bir yol daha var: tek hesapta yalnızca yabancı müşteriyi ilgilendiren içerikleri iki dilli yapmak. Menü, fiyat, rezervasyon, konum ve kampanya duyuruları iki dilli; işin arkasını gösteren ya da yerel gündeme dair içerikler yalnızca Türkçe.

Hangi içeriğin hangi dilde çıkacağını ay başında takvime yazın; dilin rastgele değişmesini en kolay bu önlüyor. Takvimi nasıl kurduğumuzu Instagram içerik takvimi yazısında adım adım anlattım.

İki dilli açıklama, görsel yazısı ve alt yazı

Açıklamada hangi dil önce gelmeli?

Açıklamanın başına, müşterilerinizin çoğunluğunun dilini koyun. Akışta açıklamanın yalnızca ilk satırları görünüyor; ikinci dil, okur devamına dokunana kadar gizli kalıyor.

Çoğunluk Türkçe konuşuyorsa Türkçe başta, yabancılar çoğunluktaysa İngilizce. Her içerikte aynı sırayı koruyun; takipçi kendi dilini nerede bulacağını bilsin.

Kısa tutmak için:

  • Önce Türkçe metni kısaltın, sonra İngilizcesini yazın. Uzun bir metnin çevirisi, iki uzun metin demek.
  • İngilizce kısım kelime kelime çeviri olmak zorunda değil; aynı mesajı ve aynı çağrıyı taşıması yeterli.
  • İki dilin arasına boş bir satır ya da kısa bir ayırıcı koyun.
  • Saat, telefon ve adres gibi dile bağlı olmayan bilgileri en alta bir kez yazın; hashtag’ler de en sona.
  • Çağrı cümlesini (mesaj atın, rezervasyon yapın) her dilde ayrı yazın; açıklamanın asıl işini o yapıyor.

Bir kafe için örnek:

Bu hafta vitrinde yeni: tarçınlı çörek, her sabah fırından. Ayırtmak için mesaj atın.

New this week: cinnamon buns, fresh from the oven every morning. Send us a message to save yours.

Görselin üzerindeki yazı

Görselin üzerine iki dili birden sığdırmaya çalışmayın; iki kitle için de okunması zor, kalabalık bir tasarım çıkıyor. Üç yol var:

Yazısı az görsel. Mesajı görselin kendisi taşıyor, üzerinde kısa bir başlık ya da ürün adı var; açıklama iki dilli. Çoğu paylaşım için en pratik yol.

Tek dilde görsel. Görsel çoğunluğun dilinde, diğer dil açıklamada. Menü ya da fiyat listesinde bu yetmez; o bilgiyi öne çıkanlarda İngilizce verin.

Aynı tasarımın iki sürümü. Türkçe ve İngilizce iki ayrı dosya. Ayrı hesapta ve reklamda gerekli.

Şablonları baştan iki dile göre kurun. Aynı cümle iki dilde farklı uzunlukta çıkıyor; yazı alanını uzun olana göre bırakırsanız punto ve yerleşim her içerikte aynı kalır.

Reels alt yazısı

Reels’te konuşma varsa alt yazı şart; sesi açmadan izleyen biri için anlatılanın tamamı ekrandaki yazıda.

Alt yazının dilini videonun kime yönelik olduğuna göre seçin. Menüyü ya da rezervasyonu anlatan, yabancıyı da ilgilendiren bir videoda İngilizce alt yazı mantıklı; konuşma Türkçeyse Türkçe konuşan izleyici sesi açarak zaten anlıyor. Yerel bir kampanya videosunda Türkçe alt yazı yeterli.

Ekranda aynı anda iki dilde alt yazı göstermeyin; satır sayısı ikiye katlanıyor ve izleyici iki dili de yetiştiremiyor. Önemli bir videoyu, özellikle reklamda, iki ayrı alt yazılı sürüm olarak çıkarmak daha temiz.

Otomatik alt yazı kullanıyorsanız her satırı okuyun; özel isimler ve ürün adları kolayca yanlış yazılıyor. Alt yazıyı ekranın alt kenarına fazla yaklaştırmayın; açıklama metni ve uygulamanın düğmeleri o bölgenin üstüne biniyor.

Profil, öne çıkanlar ve arama: yabancı müşteri bilgiyi nerede bulur?

Öne çıkan hikâyeler

Her içeriği iki dilli yapmasanız bile öne çıkanları İngilizce hazırlamak, yabancı müşterinin en çok ihtiyaç duyduğu bilgiyi tek dokunuşla bulmasını sağlıyor. Dört öne çıkan çoğu işletmeye yeter:

Fiyatlar ya da menü (Prices, Menu). Güncel liste, İngilizce. Yemek ve ürün adlarında Türkçe adı koruyup yanına kısa bir açıklama yazın; yabancı müşteri sipariş verirken aynı adı söyleyebilsin. Fiyatı döviz olarak göstermeyi düşünüyorsanız önce mali müşavirinize ya da bir hukukçuya sorun.

Rezervasyon, sipariş ya da randevu (How to book). Adım adım: hangi kanaldan yazılır, ödeme nasıl yapılır, iptal nasıl olur. Telefonda İngilizce konuşabilen kimse yoksa bunu açıkça yazın ve İngilizce cevap verdiğiniz yazılı kanalı gösterin.

Konum (Find us). Adres Türkçe yazıldığı hâliyle, çünkü taksi şoförü ve harita uygulaması onu okuyacak. Yanına kısa bir yol tarifi: yakındaki bilinen bir nokta, girişin yeri, otopark. Hikâyede konum çıkartmasını da kullanın.

Saatler ve sık sorulanlar (Hours, FAQ). Açık olduğunuz gün ve saatler, bayram kapanışları ve mesajlarda tekrar tekrar gelen sorular: kartla ödeme, rezervasyonsuz gelme, paket servis.

Kısa bilgilerde her hikâyeyi iki dilli tasarlayabilirsiniz; menü gibi uzun bilgilerde Türkçe ve İngilizce için ayrı öne çıkan açmak daha okunaklı. Başlıkları kısa tutun; tek kelimelik İngilizce başlıklar iki kitle için de anlaşılır.

Biyografiye de bir satır İngilizce ekleyin: ne yaptığınız ve size İngilizce nereden ulaşılacağı.

Hashtag ve arama

Instagram’da arama yalnızca hashtag’e bakmıyor; profil adı, kullanıcı adı, biyografi ve açıklamadaki kelimeler de işe yarıyor.

Profil adı. İşletme adının yanına işinizi anlatan kısa bir İngilizce ifade ve şehir adı eklemek, İngilizce arayan birine sizi gösterebilir.

Açıklamadaki kelimeler. İki dilli açıklama zaten iki dilde anahtar kelime taşıyor. “Kahvaltı” ile “breakfast” aynı metinde doğal bir cümlenin içinde geçtiğinde iki aramaya da cevap veriyorsunuz.

Hashtag’ler. Az sayıda, gerçekten ilgili ve iki dilde: şehir ya da semt adı, işin türü, bölgenizde kullanılan yerel etiketler. Tahmin etmek yerine etiketi arayıp son paylaşımlara bakın; benzer işletmeler ve şehrinizde yaşayan yabancılar hangisini kullanıyor? Şehir adlarında Türkçe karakterler düşebiliyor; İstanbul ile Istanbul ayrı etiketler olarak çıkabiliyor, ikisini de arayın.

Konum etiketi. Paylaşımlarda işletmenizin konumunu etiketleyin; konum, dil gerektirmeyen bir arama yolu.

Yabancı müşteri sizi yalnızca Instagram’da aramaz; harita uygulamaları ve Google da yolun parçası. Oradaki bilgileri Instagram’dakilerle aynı tutmak için Google İşletme Profili nasıl optimize edilir yazısındaki adımlara bakabilirsiniz.

İngilizce mesaj ve yorumlara kim cevap verir?

Bu soruyu İngilizce paylaşmaya başlamadan önce cevaplayın. İngilizce yazan birine Türkçe dönmek ya da hiç dönmemek, paylaşımın getirdiği ilgiyi kapıda kaybetmek demek.

Mesajları kim cevaplıyorsa İngilizce mesajlar da onda kalsın, ama elinde kontrol edilmiş hazır yanıtlar olsun. Hazır yanıtın dışına çıkan soru geldiğinde kime aktarılacağı baştan belli olsun: işletme sahibi ya da İngilizce bilen bir çalışan. Gelen mesajı anlamak için çeviri aracı kullanmak sorun değil; gönderdiğiniz cevabı ise mutlaka kontrol edin.

En sık gelen soruların İngilizce cevaplarını bir kez yazıp İngilizceyi iyi bilen birine okutun. Bunları telefonda bir notta ya da Meta Business Suite gelen kutusunda kayıtlı yanıt olarak tutabilirsiniz. Başlangıç için örnekler:

  • Fiyat ya da menü: Thanks for your message. You can find our current prices in the “Prices” highlight on our profile.
  • Rezervasyon ya da randevu: We would be happy to book you in. Could you send us the date, the time and the number of people?
  • Konum: Our address and directions are in the “Find us” highlight on our profile.
  • Telefon: Our phone line is in Turkish, so writing to us here is the easiest way to reach us in English.
  • Cevabı bilmediğinizde: Thanks for your question. Let me check and get back to you shortly.

Yorumlarda da aynı kural geçerli: yorumu yazanın dilinde cevap verin, aynı yoruma iki dilde cevap yazmaya gerek yok. Fiyat, tarih ya da kişisel bilgi gerektiren sorularda kısa bir cevapla mesaja davet edin.

Konuşma telefona, WhatsApp’a ya da e-postaya taşınıyorsa orada da İngilizce cevap verilebildiğinden emin olun.

Reklamda dil: her dile ayrı reklam

Reklamda iki dili tek kreatife sığdırmak yerine her dil için ayrı reklam hazırlayın. İki dilli reklam iki kitleye de yarım sesleniyor; ilk saniyede kendi dilini görmeyen kişi geçip gidebilir.

Aynı reklam setinde iki reklam. Türkçe ve İngilizce reklam aynı kitleye çıkıyor, sistem gösterimi performansa göre dağıtıyor. Kurulumu kolay, ama İngilizce reklama ne kadar bütçe gideceğine siz karar vermiyorsunuz.

Her dile ayrı reklam seti. Bütçeyi ve sonuçları dile göre ayrı yönetiyorsunuz. Yabancı kitle küçükse ya da ondan gelen müşteri daha değerliyse bu yol daha kontrollü.

Kitleyi dile göre ayırmanın en güçlü aracı çoğu zaman kreatifin kendisi. İngilizce açılan bir video İngilizce anlayan izleyiciden tepki alıyor ve sistem bu tepkiden öğrenerek benzer kişileri buluyor.

Meta’nın kitle ayarlarında dil seçeneği de var. Kullanmadan önce iki şeyi hesaba katın: bu seçenek size yabancıları değil, o dili kullanan kişileri getirir; üstüne eklenen her daraltma da kitleyi öğrenmeye yetmeyecek kadar küçültebilir. Kesin sınırlarla önerilerin nasıl çalıştığını Meta reklamlarında hedefleme yazısında ayrıntılı anlattım.

Reklamın gittiği yer de reklamla aynı dilde olmalı. İngilizce reklam İngilizce bir sayfaya ya da İngilizce cevap verilen bir mesaj kanalına gitsin; mesaj reklamında karşılama metni de İngilizce yazılsın. Siteniz yalnızca Türkçeyse İngilizce sürümü nasıl planlayacağınızı iki dilli web sitesi kurma rehberinde anlattım.

Sonuçları dile göre ayrı okuyun. İngilizce reklamın sonuç başına maliyeti Türkçe reklamla aynı olmak zorunda değil; asıl soru, gelen yabancı müşterinin o maliyeti karşılayıp karşılamadığı.

İki dilde aynı marka: ton ve sözlük

Aynı marka iki dilde iki farklı kişi gibi konuşmamalı. İçeriği hazırlayan, mesajları cevaplayan ve reklamı kuran herkesin göreceği kısa bir not yeterli:

  • Hitap ve ton. İngilizcede “sen” ile “siz” ayrımı yok; samimiyet kelime seçiminden geliyor. Türkçede sıcak konuşan bir marka İngilizcede resmî ve soğuk kalmasın.
  • Sabit çeviriler. Ürün ve menü adlarının İngilizcesini bir kez belirleyip hep aynısını kullanın; bir gün “Turkish breakfast”, ertesi gün “traditional breakfast plate” yazmak iki ayrı ürün gibi okunur. Marka adı ve slogan çevrilmeden kalabilir.
  • Kelime oyunları. Türkçe bir espri çevrilince çoğu zaman kayboluyor; aynı duyguyu veren yeni bir İngilizce cümle yazın.
  • Görsel kimlik. Renkler, yazı tipleri ve şablonlar iki dilde aynı kalsın; değişen yalnızca metin.

Sık yapılan hatalar

Makine çevirisini kontrolsüz yayınlamak. Çeviri aracı taslak için işe yarar, yayın için yetmez; menü adları kelime kelime çevriliyor, kampanya koşulları yanlış anlaşılıyor. Nasıl anlaşılır: metni İngilizceyi iyi bilen birine okutun; o kişi yoksa metni yeniden Türkçeye çevirip anlamın aynı kalıp kalmadığına bakın.

Dilleri rastgele değiştirmek. Bir gün yalnızca Türkçe, ertesi gün yalnızca İngilizce, sonraki gün karışık; takipçi hesabın kime konuştuğunu anlayamıyor. Nasıl anlaşılır: son on iki paylaşımınızı yan yana koyun; dil seçimini bir kurala bağlayamıyorsanız kural yok demektir.

İngilizce paylaşımı Türkçe bilgiye yönlendirmek. İngilizce reklam Türkçe bir siteye gidiyor, İngilizce öne çıkan yalnızca Türkçe olan bir formu gösteriyor. Nasıl anlaşılır: Türkçe bilmeyen bir müşteri gibi İngilizce bir paylaşımdan başlayıp siparişin sonuna kadar gidin; takıldığınız ilk yer, düzeltilecek ilk yer.

İngilizce bilgiyi güncellemeyi unutmak. Türkçe fiyat değişiyor, İngilizce öne çıkan eski fiyatla kalıyor. Nasıl anlaşılır: fiyat ya da menü değiştiğinde iki dili aynı gün kontrol eden bir adım iş listenizde yoksa bu hata er geç yaşanır.

İlk adımlar

Bu hafta başlayabileceğiniz sıra:

  1. Son üç ayın mesajlarına, rezervasyonlarına ve siparişlerine bakıp yabancı müşterinin payını ve değerini not edin.
  2. Tek hesap mı ayrı hesap mı kararını verin; tek hesapta hangi içeriklerin iki dilli olacağını belirleyin.
  3. Biyografiye bir satır İngilizce ekleyin, profil adı alanını gözden geçirin.
  4. İngilizce öne çıkanları hazırlayın: fiyat ya da menü, rezervasyon, konum.
  5. En sık gelen soruların İngilizce hazır yanıtlarını yazıp kontrol ettirin.
  6. Ürün ve hizmet adlarının İngilizcesini tek bir sözlükte toplayın.
  7. Türkçe bilmeyen bir müşteri gibi İngilizce bir paylaşımdan satın almanın sonuna kadar gidin, takıldığınız yerleri düzeltin.
  8. Ay sonunda İngilizce gelen mesajları ve bunlardan dönen müşterileri ayrı sayın; sonraki ayın kararını bu sayıya göre verin.

Türkiye’de yaşayan ve Türkçe bilmeyen işletme sahipleriyle telefonda, WhatsApp’ta ve e-postayla İngilizce çalışıyoruz; sitemizin de bir İngilizce sürümü var. Aylık paketlerimizde içerik planı, metin ve kreatif tasarım ile Meta reklam yönetimi birlikte yürüyor; hangi içeriğin hangi dilde çıkacağını bu planın içinde birlikte belirleyebiliriz. Paketlerin neleri kapsadığını paketler sayfasında görebilirsiniz.

Markanız için doğru yolu birlikte bulalım

Kısa bir tanışma görüşmesinde markanızı dinliyor, hangi adımın işinizi göreceğini net biçimde anlatıyoruz. Taahhüt yok.

Görüşme talep edin

Sıkça sorulan sorular

İngilizce paylaşım yapmak Türkçe konuşan takipçileri rahatsız eder mi?

Bunu önceden bilmek mümkün değil; kendi hesabınızda ölçmek gerekiyor. Kısa tutulan ve her seferinde aynı sırayla yazılan iki dilli açıklamalar okumayı zorlaştırmaz. Birkaç hafta boyunca iki dilli paylaşımların kaydetme, yorum ve mesaj sayılarını önceki paylaşımlarla karşılaştırıp kararı buna göre verin.

İngilizcem yeterli değil, yine de İngilizce içerik paylaşabilir miyim?

Paylaşabilirsiniz, ama yayından önce metni İngilizceyi iyi bilen birine okutun. Kısa ve basit cümleler, süslü bir çeviriden daha anlaşılır olur. Asıl zorluk çoğu zaman paylaşımın kendisi değil, ardından gelen mesajlara İngilizce cevap vermek; bunun için birkaç hazır yanıtı önceden yazıp kontrol ettirin.

Çeviri araçlarını ya da yapay zekâyı kullanmak yanlış mı?

Taslak çıkarmak ve gelen mesajı anlamak için kullanmak yanlış değil. Yanlış olan, kontrol edilmemiş çeviriyi doğrudan yayınlamak. Ürün ve yemek adları, kampanya koşulları ve fiyat ifadeleri kelime kelime çevrildiğinde anlam kayabiliyor; bu kısımları yayından önce mutlaka bir insan okumalı.

İngilizce içerik paylaşmaya başlayınca yabancı müşteri gelir mi?

Tek başına gelmez. İngilizce içerik, sizi bulan yabancının neyi nasıl alacağını anlamasını sağlar; sizi bulmasını sağlamaz. Bulunmak için Google İşletme Profili, arama, konum bilgisi ve gerekirse İngilizce reklam birlikte çalışmalı.

İngilizce fiyat listesinde fiyatı dolar ya da euro olarak yazabilir miyim?

Fiyatın hangi para biriminde gösterilebileceği yalnızca pazarlama kararı değil; bunu önce mali müşavirinize ya da bir hukukçuya sorun. Sosyal medya tarafında önemli olan, İngilizce fiyat bilgisinin Türkçe fiyatla aynı olması ve aynı gün güncellenmesi.

Markanız için doğru adımı
birlikte belirleyelim

Kısa bir görüşmede markanızı dinliyor, hangi adımın işinizi göreceğini birlikte netleştiriyoruz.

Bursa merkezli, Türkiye geneline ve yurt dışına hizmet veren strateji odaklı dijital ajans.